Genel

Amon Okulu

Dünyanın en uzun süre var olan uygarlıklarından biri olan Eski Mısır, son iki yüz yıldır bilimsel olarak çalışılıyor ve her geçen gün yeni şeyler keşfediliyor. Çöl kumlarının altından çıkanlar, daha nelerin gömülü olabileceği konusunda insanın hayallerini zorluyor.

Yapılan bütün çalışmalara rağmen Eski Mısır ile ilgili bilinmeyenler, bilinenlerden daha fazla. Piramitlerin nasıl ve neden inşa edildiğinden tutun da Eski Mısır uygarlığının gerçekten ne kadar eski olduğuna kadar pek çok konu hakkında Eski Mısır uzmanları fikir birliği içinde değil.

Eski Mısır’ın daha eski bir uygarlığın mirasçısı olduğunu söyleyen Schwaller de Lubicz şöyle diyor: “Bugünkü Batı zihniyetiyle Eski Mısır bilgelerinin zihniyeti arasındaki bilinç farkı kadar büyük bir bilinç farkı, başka hiçbir zaman olmamıştır. Eski Mısır’ı anlayabilmek için, şimdiye kadarki yaklaşımımızdan daha farklı bir yaklaşıma ihtiyacımız var.”

Bu kitap, Eski Mısır’a dair daha farklı bir yaklaşım sunmak için yazıldı.

Duygu Alkan Erdoğdu

Duygu Alkan Erdoğdu, 13 Ağustos 1987’de İstanbul’da dünyaya geldi. Lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı. Londra’da bulunan Faculty of Astrological Studies’den Astroloji eğitimi aldı. Yabancı dil eğitimine altı yaşında başladı ve devam eden süreçte Cambridge Üniversitesi’nden ileri lisan sertifikası edindi. Yunanistan, Roma, Mısır, Çin ve Tibet’te antik uygarlıklar ve kültürleri hakkında incelemelerde bulundu.

Prometheus Yayınları’nın kurucusu ve yayın yönetmeni olan Duygu Alkan Erdoğdu; profesyonel olarak tercümanlık yapmakta, felsefe, mitoloji, astroloji ve antik uygarlıklar hakkında konferanslar vermektedir.

Duygu Alkan Erdoğdu

Merhaba,

Ben, Duygu Alkan Erdoğdu. 13 Ağustos 1987’de İstanbul’da, doktor bir anne ve doktor bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldim. Kalbimdeki okuma ve araştırma aşkını ailemden aldım. Kitapların büyülü dünyasını annemden, bilmediğim bir şeyi ansiklopedilerden nasıl araştıracağımı babamdan öğrendim. Altı yaşında İngilizce öğrenmeye başladım, on üç yaşında Cambridge Üniversitesi’nden ilk dil sertifikamı edindim. İlkokulu ve ortaokulu, yabancı dilleri anadili gibi bilen kişiler yetiştirmeyi amaçlayan Özel Kültür Koleji’nde okudum. Orada anadili İngilizce olan hocalardan dersler aldım, bu eğitim döneminin dil konusunda kendimi geliştirmemdeki önemi oldukça büyüktür.

Seyahat etmeyi çok seven; tarihe ve kültürel miraslara büyük ilgi duyan bir aileden geliyorum. İki yaşında başladığım Ege ve Akdeniz kıyılarındaki antik şehir gezileri, on yaşında Paris ile başladığım yurt dışı seyahatleri ile dünya üzerinde pek çok yeri görme imkânım oldu. Önce yurt içinde gittiğimiz yerlerdeki turistlere yardımcı olmak amacıyla başlayan çevirmenlik sürecim, ortaokul ve lise yıllarımda, annemin çalıştığı hastanede tıp bilimi üzerine yaptığı araştırmalar için yararlandığı yabancı dildeki makaleleri Türkçe’ye çevirip ona yardımcı olmamla devam etti.

Bu arada denemeler yazmaya ve ilgilendiğim konular hakkında araştırmalar yapmaya devam ediyordum. Okulda yazdığım kompozisyonlar ve sonu gelmeyen sorularım nedeniyle Türkçe öğretmenim, okuldaki felsefe kulübüne gitmemi önerdi. Lisede zorunlu ders olan felsefe konusunda, bu dersi alan lise öğrencilerine yardımcı olmak için kurulmuş bir kulüptü bu. Bu kulübe katılan tek ortaokul öğrencisi olarak, orada Sokrates ve Platon ile tanıştım.

Fen bilimleri, özellikle kimya ve astronomi her daim ilgi alanım olduğundan ve bu konularda derinleşmek istediğimden, lise eğitimimi Özel Kültür Fen Lisesi’nde almaya karar verdim. Üniversiteye hazırlanma sürecinde, Türkiye’de profesyonel olarak astronomiyle ilgilenmenin zorluklarıyla karşılaştım ve öğretmenlerim, mühendislik okumanın daha iyi olacağı konusunda beni ikna etti.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde kimya ağırlıklı bir bölüm olan,  Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nü kazandım. Üniversiteye başlamadan önceki yaz Londra’ya gittim, Greenwich Gözlemevi’ni ve Astronomi Müzesi’ni ziyaret ettim. Aynı yaz, Antalya Saklıkent’teki Tübitak Gökyüzü Gözlem Şenliği’ne katılma imkânı buldum.

Mısır

Üniversitenin ilk yılında, kuzeyden güneye tüm Mısır’ı gezdiğim bir Mısır seyahatine çıktım. Orada, hayatım boyunca unutamayacağım tecrübeler yaşadım… Mısır’a gitmeden önce, Eski Mısır’la ilgili bulabildiğim tüm eserleri okumaya çalışmıştım, Mısır’dan döndükten sonra yurt dışından kitaplar getirtip Mısırla ilgili daha fazla okumaya başladım. Oxford Üniversitesi’nden Mısırbilim eğitimi aldım.

Lisans eğitimimi tamamladıktan sonra, Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü tarafından düzenlenen, Amatör Astronomi Yaz Okulu’na katıldım, üniversitede okurken biriktirdiğim harçlıklarla kendime küçük bir teleskop aldım. Mezuniyet hediyesi olarak ailem beni, Amatör Astronomi Topluluğu ile birlikte, o yaz Çin’den görülecek olan Tam Güneş Tutulması gözlemi için Çin’e gönderdi.

O yolculuk, hayatımı değiştirdi…

Çin

Sadece güneş tutulmasını gözlemlemekle kalmayıp, Çin’de üç farklı şehri gezdiğimiz ve Çin kültürüyle fazlasıyla temas ettiğimiz o yolculukta, Antik Çin Uygarlığı’na ait binlerce yıllık geleneklerle ve insanı, parçası olduğu doğayla uyumlu kılmaya çalışan çok derin bir felsefeyle karşılaştım. Konfüçyus ve Lao-Tse ile tanıştım.

Türkiye’ye döndüğümde bu konularda derinleşme kararı aldım. Anadolu Üniversitesi’nde Sosyoloji okudum. Mitolojiye ve antik uygarlıklara dair yaptığım araştırmaları derinleştirdim. Günümüz modern dünyasında yanlış anlaşılmış, saygı görmeyen ve unutulmuş; simya ve astrolojiden, bütün antik uygarlıkların söz ettiğini gördüm. Çok sevdiğim iki bilim dalı olan kimya ve astronominin kökeninin, simya ve astrolojiye dayandığı gerçeğiyle karşılaştım. Londra’da bir astroloji okulu olan Faculty of Astrological Studies’den astroloji eğitimi aldım.

Tibet

Uzakdoğu felsefesine olan ilgim, beni bazı metinlerle karşılaştırdı. Bu metinlerden biri olan; Tibet bilgeliğini anlatan ‘Sessizliğin Sesi’ sayesinde, Helena Petrovna Blavatsky ile tanıştım.

Felsefi düşünce tarzımdaki -Çin yolculuğu ile- başlayan değişim, Helena Petrovna Blavatsky’le tanışmamla birlikte bir dönüşüm halini aldı ve geri dönülmez bir iç yolculuğa çıkmama sebep oldu.

Onun kim olduğuna ve neler yaptığına dair ayrıntıları, bu sitenin başka sayfalarında bulabilirsiniz. Bu yazı kapsamında bahsetmek istediğim, Prometheus Yayınları’nın kurulmasına ilham veren kişinin o olmasıdır. Hayatı boyunca bütün dünyayı dolaşan ve birkaç tanesi hariç henüz Türkçe’ye tercüme edilmemiş devasa eserler yazan Blavatsky, kitaplarında; antik uygarlıklardan, Doğu ve Batı felsefelerinden, daha da ilginci onların özündeki birlikten bahseder. Batı felsefesinde Sokrates ve Platon’un söyledikleriyle, Doğu felsefesinde Konfüçyüs ve Lao-Tse’nin söylediklerinin özünde bir olması fikri beni oldukça etkiledi.

Küçüklükten beri yaptığım dünya seyahatlerini saymazsak; aktif olarak on yıldır Doğu ve Batı felsefesi, mitoloji, astroloji, antik uygarlıklar gibi konuları araştırıyorum ve yedi yıldır Blavatsky’nin eserlerinin tercümesi üzerine çalışıyorum. Amacım sadece onun eserlerini tercüme etmek değil, bu konulara aşina olmayan kişiler için, bu eserleri daha anlaşılır hâle getirecek kitaplar, makaleler yazmak. Böyle bir ihtiyaçtan doğdu Prometheus Yayınları…

İsmini, Yunan Mitolojisi’nde insanlığa ateşi veren Titan Prometheus’tan alan Prometheus Yayınları’nda sadece Blavatsky’nin değil, Titan Prometheus gibi insanlığa ışık tutmuş; Konfüçyus, Giordano Bruno, Sri Ram gibi pek çok filozofun eserleri de tercüme edilecek ve basılacak.

Aynı zamanda eski dile sahip klasikler, günümüz Türkçesi’ne tercüme edilecek.

Türk Klasikleri yabancı dillere tercüme edilecek ve Türk Edebiyatı’nın yurt dışında daha fazla yer alması sağlanacak.

Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş gibi Anadolu filozoflarının eserlerinden, yabancı dillere çeviriler yapılacak ve bütün dünyanın, bu muhteşem filozoflarla daha fazla temas etmesi sağlanacak.

Bir yandan tarih, felsefe, psikoloji, mitoloji, antik uygarlıklar gibi sosyal bilim konuları; bir yandan tıp, astronomi, kuantum fiziği, molekül kimyası, biyokimya, moleküler biyoloji ve genetik gibi fen bilimleri konuları;

Bir yandan da dilimizde çok az kaynağa sahip astroloji, simya, maji, parapsikoloji, ölüm sonrası gibi okült (saklı) bilimler olan gizem konuları ile ilgili pek çok araştırma, derleme, roman, bu konularla ilgilenenlere ulaşacak.

Eskişehir’deki ilk yayınevlerinden biri olarak; önce Eskişehir’de sonra tüm Türkiye’de eser vermek isteyen, bu alanlarda bize destek olmak isteyen yazar ve şair adaylarını da okuyucuyla buluşturmak, en büyük hedeflerimiz arasında.

Prometheus’un ateşi etrafında buluşmak dileğiyle…

Duygu Alkan Erdoğdu

Prometheus Yayınları Genel Yayın Yönetmeni